12 Haziran 2026 Cuma

yazı no 63: madalyanın öteki yüzü

Önümüzdeki ay odtü mezuniyetimizin yirminci yılı şerefine madalya verecekler. bahaneyle birilerini göreceğiz. kendimizi öveceğiz belki, bak neler başardık. kimi başarısızlıklarının gündeme gelmesini istemediği için törene gelmeyecek bile. ya da gelirse konunun oraya, ora nereyse artık gelmemesi için başka şeylerden bahsedecek. büyüdüğümüzü göreceğiz. okulu bitirince madalya vermiyorlar ya deyişini bizimkiler kırmış. al sana madalya. bravo. yirmi yıl. ölmeden yaşayabilmişsin. onar onar artan aralık elliden sonra beş yıla düşüyor. yüze gelse seksene gelse her yıl da verirler ama duyuruda sanırım en son mezuniyetin yetmişinci yılından bahsediliyor. başarı ne? kariyer mi? çocuklar mı? eserler mi? yaşamak mı? bence sonuncusu. öbürleri de iyi olabilir tabi. tabloya renk gelir.

bugün de ben kendime madalya veriyorum. össye girmek için konyadan ayrılışımın 25. yıl dönümü. 12 haziran 2001de yurttan çıktım. çarşıya gittim. adeseden bir şeyler aldım. sanırım faturada çekirdek vardı. çekirdek çitlemek güzel şey. sonra belki iki otbüsüyle otogardan aştiye sonra da eve. üç beş gün sonra da sınava. kimse madalya vermedi. madalya kazanmadım da belki. yirmi beş yıl geçti. sevinçlerimi ve üzüntülerimi o günkü hüseyine göre tarttığımı fark ettim çoğu zaman. ai'da çocukluklarına sarılanlar gibi değil. 18 yıllık beynim şunu düşünüyordu, bu oldu çok şükür ya da şu oldu lanet lanet lanet. şimdi baktığımda fena değil sanırım görüntü. şükür.

bir sonraki madalyayı seneye vermem kendime. belki 2051de. madalya önemli. başardığını hissetmek. olduğunu hissetmek. bir şey olduğunu. dün instagramda kendi eski paylaşımlarıma baktığımda babam öldükten sonraki ilk paylaşımın altına "olmayınca olmuyor" yazmışım. vay dedim, ne güzel yazmışım. ne doğru yazmışım. olmak ne güzel bir kelime. 

yeni madalya arayışlarında ud ve karakalemvar bu aralar. birini çalabilmek, öbürünü çizebilmek. geçen damla'ya "bunları halledersem neye sararım acaba " diye sordum. "Tembelliği keşfetmeye ne dersin?" dedi. güzel cevap. alkış emojisi. durağanlık da lazım belki ama ne kadarı yeterli ne kadarı fazla bilmiyorum. bakacağız, göreceğiz.

fonda leonard cohen. dance me to the end of wall. sanırım ilk 2011 civarında criminal minds dizisinde duymuştum bu şarkıyı. sonra bir ara cohen istanbula geldi. konsere gitsem mi diye düşünüp gitedim. ülkerde konser mi olur yeaa dedim. şimdi cohen yok. bir daha ülkerde konser veremeyecek. dediğime geldi ama haksızmışım meğer. gitseydim keşke. var olan şeylerin kıymetini o anda bilmek lazım. adam güzel söylüyormuş rahmetli. 

böyle şeyler.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder