Adem'le buluştuk. Te Sarıyer'den geldi Üsküdar'a. Buluşmak için uzun yollar gelen insanları sevmeliyiz. Öbür türlü uzatılan eli havada bırakmış gibi oluruz. Ve arada sırada uzun yollar gitmeliyiz. Elimizin havada kalıp kalmayacağını düşünmeden. Al sana twit atmalık birkaç cümle.
Okulda aldığı seçmeli derslerden birisini veren hocanın Teletabilerde seslendirme yaptığını söyledi. Hemen sordum Tinky-Winky mi? Aslında hiç teletabiler izlemedim, herkes kadar biliyorum görünüşlerini ve isimlerini. Neden Dipsy, Po ya da Lala demediğim hakkında hiçbir fikrim yok. Kader beni Tinky-Winky'ye itti sanırım. Yok değil demesine aldırmadan hocanın tinky-winky olduğu konusunda ısrar ettim. Bir üniversite amfisinde giriş cümlelerini söyleyen tok sesli bir hoca hayal etmenin bir numarası yoktu. Ve hayalimin gerçekle parçalanmasına izin vermek istemiyordum. O yüzden amfide bir teletabi düşünerek güldüm. Şu anda yazarken çeşitli üniversite hocalarını teletabi kostümünde düşünüyorum ve gerçekten komik geliyor. Ama isim zikretmemeliyim. Ayıp olur.
Biz hocaya Tinky-Winky demeye devam edelim. Sadece özgeçmişine baktığımızda karizmatik, bilgili bir hoca olsun. Ama işte bütün kıyafetleri kirlide olduğu için ya da yurtdışından dönüşte pegasus valizini kaybettiği için mecburen bir zamanlar bir şekilde almış bulunduğu teletabi kıyafetini giymek zorunda olsun. Çünkü dekan ona takmış vaziyette, disiplin soruşturmalarına yenilerini eklemek için her an fırsat kolluyor. Dersin başlamasına yirmi dakika kalmış uyandığında. Yetişmek için bunu yapması gerekiyor.
Amfiye giriyor ve çocuklar önce kahkaha atıyorlar. Gerçek tinky-winky zannediyorlar. Sonra hoca olduğunu anlayınca çoğu susuyor. Çünkü hoca karizmatik. Bir havası var. Mutlaka bir mesaj vermek istiyor olmalı. Utancından yerin dibine girmek üzere olan hoca akıllı, bir anda fark ediyor bu durumu. Hemen başlıyor. Gülebilirsiniz çocuklar. Çocuklar gülmeyi de emir telakki ederek birer ikişer açıyorlar ağızlarını, amfinin çeşitli noktalarında diş minesi parıltıları hocanın göz bebeğine çarpıp dağılıyor. Öğrenciler gülerken nasıl bir hikaye uyduracağını düşünüyor. Ve buluyor.
Evet, bu hikaye böyle olmalı. Hocanın karizması düşmemeli. Hikmeti olmalı. Yoksa da olmalı. Buna inanmak isteriz. Sırf putlarımız yıkılmasın, önyargılarımız kırılmasın diye değil. Hazır şablonlarımızı yerine yenisiyle değiştirmek istemediğimiz için. Tembelliğimizden.
Böyle bir şeyler. Yine de Amfide bir Tinky winky olması fikrine gülmeye devam edeceğim. Çizgi filmin içine düşmüş gibi bir hayalin içinde, herkesin ciddiyetle dinlediği bir tek benim kendimi tutmakta zorlandığım bir sahne düşüneceğim. Yoksa biraz önce yaptığım gibi normale ya da sıradana yaklaştırılan sahneler hayatı siyah beyaza daha yatkın hale getiriyor.
Biraz daha yazmak istesem böyle saçma bir konuda sayfalarca yazabilmek de saçma ama oluyor öyle. En iyisi burada bitsin bu.