19 Ağustos 2025 Salı

yazı no 50: eskiden dalya kelimesi daha çok kullanılırdı

 bir blog yazayım yahu dedim kendim kendime. sonra baktım ellinci yazı olacak, vay be dedim, yarım dalya. sonra dalya kelimesinin eskiden daha sık kullanıldığını düşündüm. bir açıklama bulamadım bu değişime. belki de zaten saçma ve hatalı bir tespittir bu. yahut altı sıfır atılan liranın tekrar eski günlere hareketi gibi dalya da yanına bir altı sıfır alıp başka denizlere yelken açmıştır. kim bilir. dil bu, değişiyor. kullanım azaldıysa da yapacak bir şey yok.

bir süredir yazmaktan da okumaktan da pek keyif almadığımı düşünüyorum. başka yapacak şey de bulamıyorum ve bunu yine yazarak ifade ediyorum. düzenli yapmadığın hobiden işten güçten her şeyden uzaklaşıyorsun. düzeni bozmamak lazım.

başka ne yazmalı mesela. fotojenik olmayıp  X konusunda uzman olduğunu söyleyen kişilere duyulan güvenin fotojeniklere göre daha az olduğuna yemin edebilirim mesela. instagramda çok güzel çok yakışıklı çok havalı doktor diyetisyen bilmem ne uzmanı reklamları çıkıyor karşısına. Hepsinden uzak durmam gerektiğini düşünüyorum. Bir bilmem ne cerrahının görüntüsünün güzelleştirilmesi illüzyonistler gibi dikkatin uzmanlıktan başka bir yere yönlendirilmesi anlamına geliyor sanki. oluyor öyle.

Uzmanlık zor iş. Ben uzmanım demek de zor, çok zor. gerçi kanuni olarak işyerindeki unvanımda uzman geçiyor ama ona yapacak bir şey yok. ünvan yazınca altının çizilmesi unvan yazınca kabul edilmesi de bir başka paragraf konusu belki ama uzman konusundan devam edelim. Edebiyat kampları ve atölyeleri reklamları gördüm birkaç tane. Bu tip işlerin teknik anlamda faydalı olacağını düşünsem de işin uhrevi bir şey gibi aktarılmasını sevmiyorum sanırım. Bir yandan da bugün senaryo atölyesine gitsem mi diye düşündüğüm için bu düşüncelerin çatışması ilginç geliyor. bir eksiğim senaryoydu diyorum ama bunun daha şusu var busu var diyerek listenin uzamasından da korkmuyor değilim. nasip.

yazıyı ilk yazmaya başladığımda bölündüğü için on gün arayla iki oturuşta tamamlanmış olması zihinsel anlamda bir kopma oluşturuyor mu bilmiyorum. bunu buraya yazmamın sebebi okurun (üç kişi) bir mantıksızlık görürsek kendi kendine özür dileyip bak aslında o iş öyle değilmiş demesi olabilir. olmaya da bilir. 

Her şey mümkün.

yarım dalya da.

Share: