youtube arama çubuğuna kolay mı yazınca ilk iki öneri: kolay mı akrep nalan ve kolay değil.
bunun ekran görüntüsünü alarak ilk soru Akrep Nalan'a sorulmuş gibi bir kurguyla attım tviti. Sonra cevabı aslında sezen aksunun verdiğini düşünerek kendi kurgumda yalancı haline düştüm diye üzüldüm. sonra zaten metni eğip bükerek şaka yapma amacı aklıma geldi. gerçek üzerinden çarpıtma da hatlar karışabiliyor. şaka gerçek olsa ne gerçek olmasa ne diye de düşünülebilir ama bilemiyorum. bunu niye yazdığımı da bilmiyorum esasında.
son yazıdan bu yana ne değişti? nostalji radyoda akrep nala kolay mı çaldı birkaç kez. aa ne güzel şarkıydı diyerek birkaç kez dinledim. unuttuğum ve bir anda duyduğum şarkılar. ne güzelsiniz.
on kilometre koştum enesle. bir saatin altına düştüm. çok iyi. sakatım diye düşünürken beklentimden daha iyi bir derece gelmesi ekstra sürpriz oldu. enes de iyi koştu. 64 dakika. vay be gençlik dedim. ne güzeldir yirmibir yaşında koşmak. tek koşunca tam motivasyon olmuyor ama geçen de mertle karşılaşıp onla koşunca da beklentimden uzun koştum. bunun psikolojide biri olamlı, arkadaşlık, kıskançlık, hırs, vaktin nasıl geçtiğini anlamamak, koşuyu akışa bırakmak. bir şeyler bir şeyler.
olağandan bir yazı istediler. 2024ün hikayesi diye. ne yazacağım, nasıl yazacağım? aslında sadece hikayemi yazıp geçmek istiyorum. ama arada bu tip yazılar da çıkmaya başladı. beni zorlayacağı için mi çok arzulamıyorum yoksa poz verir gibi takılmamak için mi emin değilim. bakalım. bir hafta içinde bir şeyler yazmaya çalışacağım.
bugün ikitelli sporla buluşacağız. bu da sıradan bir sevgili günlük cümlesi olsun.
devam.