hayır bilmiyorsun. ben bile kendim kimim bazen şüpheye düşüyorum. bilhassa geçmişle ilgili şüpheye düşünce direkt nuri'ye soruyorum mesela. şu şöyle miydi ortak, bu böyle miydi? daha yakın geçmiş için daha iyi bir hafızam olduğunu düşünüp pek kimseye sormuyorum ama yine de yanılma ihtimalim yüksek. oluyor öyle.
peki neden bu başlık? çünkü öncelikle bir başlık olmalı. bu kelimesinin açıklamasını ise sosyal medya üzerine bazı mülahazalar isimli bir blog yazısında da açıklayabilirdim ama ben bu yazıyı tercih ettim. mutlu musun yazıno49?
personalar, personalarımız, ana sütü gibi ak değil tabi, birçoğu çirkef muhtemelen. çirkef'in sözlük anlamını öğrendim geçen. pis su imiş. ben direkt kötü karakterli kişi diye biliyordum. öğrenmenin yaşı yok. mesela 42.
neyse personalar çirkeftir, lekelidir, dalgalı izlerdir. her yerde ayrı bir persona. öz has hakiki karakterimiz bile bir sürü başka başka özellik taşıyorken işin içine bir persona girince olay daha da çetrefilleşiyor.
sosyal medyada kullanıcıları yaftalıyoruz. solo test lejandı gibi. bilgin, dahi, kurnaz, normal, beyinsiz. gibi. ama çoğunlukla a takımlı, b partili, c sever, d yazar, e yapar, f yer vs vs şeklinde. ve bu kategorilerden birinde bam telimize basanı anında zihinden ve yayın akışından silmek isteriz. ben onu sevmiyorum çünkü a değil z partili, çünkü c yi sevmiyor t'yi seviyor. gibi sebepler. kendi parametrelerindeki bir günahla adamı/kadını siliyor kullanıcı ama öte tarafta halbuki -sessiz kaldığı için bilmediği- yedi şeytani günahın altısına sahip adamı/kadını bağrına basıyor.
belirli bir kişiyi işaret etmiyorum aslında. herkes yapıyor bunu. muhtemelen ben de. sadece sosyal medyada bir şey derken de birilerini yaftalarken de iki, üç, dört defa düşünmek lazım demek istiyorum. önyargılar, yıkılmaz kaleler hayatı kolaylaştırıyor gibi görünse de içinde bir sürü hata riskini de yanında getiriyor. kaleden çıkmadığın sürece sıkıntı yok. lakin kendine oluşturduğun kalen kendi hapishanen oluyor. öyle bir şey. havalı bir cümle oldu.
dağınık bir yazı oldu sanırım. toparlayalım.
temmuz geldi. kırk iki oldum. denize girdim. koştum. konyaya gideceğim. sağ işaret parmağı kaslarımın sol işaret parmağımdakilerden daha güçlü olduğunu fark edince şaşırdım.
dünya dönüyor.