* ilkokul dörtte sınıfa bir kadın gelmişti, dersaneci. gelin anadolu lisesine hazırlayalım diye. babama söyledim. pahalıdır dedi, büyüyünce gidersin. babamın seçimi doğru idi belki elindeki parayla, bilgiyle, görgüyle. anadolu lisesini kazanamasam da daha iyi bir anadolu lisesi olsaydı da hayatım farklı olacaktı. seçim benim değildi. olamazdı da zaten. 10 yaşında çocuk.
* ortaokul bittiğinde lise için babam ankarada kal dedi, ben konyaya gitmeyi seçtim. ergen bir bana babam bir şey diyemedi. bilim adamı olacağımı zannediyordum fen lisesine gidince. olmadım. şu anda halen çoğunlukla -ankarada kalsam birçoğunun varlığından haberdar olmayacağım- arkadaşlarımla görüşüyorum. kalsam kimlerle irtibatım devam ederdi ilmiyorum. ankarada kalsam muhtemelen mühendis olacağımı, belki yurtdışına gitmiş olacağımı düşünüyorum zaman zaman. bu daha iyi de değil daha kötü de. daha farklı. merak uyandırıcı. o kadar. bir de oğuz öldüğünde daha çok üzülürdüm belki, ya da lisede kavga ederdik ve daha az üzülürdüm. Allah rahmet eylesin. üzülme eşleşmeleri tüm küçük dünyalarda değişti.
* lise bittiğinde babam tıp oku dedi, amcam makine. ben önce şehri seçmek istedim, istanbul. olmadı, üç üniversite öğrencisi ve masraf. yıllar sonra hak verdim babama. şehri seçemeyince bölümü seçtim. onların istemediklerini. şimdi mühendis olarak da doktor olarak da düşünemiyorum kendimi. iyi mühendis olabileceğimi hissediyorum sadece. his. doktor olmakla ilgili hala bir fikrim yok. ikisi de olmadım ama damlayla bölümde tanıştım, evlendim.
*üniversite bittiğinde istediğim iş olmayınca - firmalar beni seçmeyince - master yapayım dedim. master devam ederken vakıfbanktan iş teklifi geldi. son gün evrak teslim edecekken vazgeçtim. gitmemeyi seçtim. muhtemelen daha fazla param olurdu ama daha çok mesaili çalışıyor olurdum. master da bitmedi. seçimim başka bir şey olmuş oldu aslında. babamdan harçlık aldığım süreyi uzatmak gibi bir şey.
* tez aşamasına geçince okulu dondurup askere gitmeyi seçtim. dönüşte rahat girecektim istediğim yerlere. dünya öyle demedi. kriz çıktı askerin son ayında. özel sektörden devlete döndü oklar. devleti seçmek durumunda kaldım. özelde çalışsaydım hikaye yazar kitap çıkarır mıydım yine fikrim yok ama zannetmiyorum.
*başka şeyleri de seçmişimdir. mesela bu bloga yazmayı ve blogu sahiplenmeyi. samsa yazmamayı ve yine de sahiplenmeyi seçiyor. oluyor öyle şeyler. bilemiyoruz. hiç bir şey bilmiyoruz aslında.
*sabah önce ferdi dinlemeyi, sonra bella ci dormi, sonra azeri halk ezgileri dinlemeyi seçtim ve en son kendimi yine doksanları seçmiş buldum. Sertab erener ateşle barutun klibinde ingilizce altyazı koymuş ve diyor ki "fire and gunpowder oh do not sleep together!"