*yandan çarklı mıdır değil midr? çark nedir? vapurların ka çeşit çarkı vardır? bunları bilmemek üzüyor insanı. meslektekiler biliyordur elbette ama herkesin gözü önünde olan, deyime dönüşecek bilgiler, deyişler vs artık bayağı az sanki. her şey teknik özellik kategorisinde satır satır. at gibi gider diye bir kategori yok sahibindende.
*adaya gittik. büyük olanına. güzel. deniz ağaç yollar falan filan. daha sık gitmek, bisiklete binmek, okumak, yüzmek, yemek isteği, düşüncesi oluştu ama muhtemelen, çok büyük muhtemelen yapmayacağım. zaten sonbahar da geldi. bu istekler böyle oluyor. muhtemelen yapmıyorsun. muhtemelen bir şeyler illa ki çıkıyor.
*ted lasso izlemeye başladım. iki bölüm şimdilik, dörtten sonra damlayla izlemeye devam. konu iyi gibi. fikri bulanı kıskandım. yahut imrendim. bu kıskanma, imrenme kelimelerinin ağırlığını çoğunlukla tam tartamıyor gibi hissediyorum. kötü bir his yok içimde sadece olmaz ki, böyle de yazılmaz ki.
imgelerle göndermelerle dolu yazmadığım için mutlu hissediyorum kendimi. çoğu kişi bu ne la bir halta benzemememiş diyemediği için sanat kategorisine giriyor gibi. şimdi yazdıklarımı beğenmeyen sadece beğenmedim diyor sanırım, ortamda oturur gibi, konuştuğumu ya da anlattığımı beğenmemesi gibi. arkamdan ulan bu ne diye sövmüyorlardır. inşallah. soyut deyince işin içinden çıkılıyor ama bilemiyorum altan. öyle bir şeyler.
*sözcükler dergisinin twitinde birisinin kiraz mevsimi tadında sinema bileti benzetmesine rastladım. tam yukardakine uygun aslında. ne diyor ulan bu diye iyi bir laf söyleyeceğin sözler otorite paylaşınca sanat oluyor. bunu yazdım da ama beğenen sayısı da çok az oldu. sanki beğeniyi sadece ben bilsem bile bunun edebiyat da başka bir şey de olmadığını düşündüğünü bilmemi istemiyor, çünkü sözcükler bu belli olmaz, ağır top diye düşünüyorlar gibi geldi. belki benim evhamımdır, belki kendimi fazla önemsiyorumdur. bilemedim.
*keremle basketçi futbolcu isimleri bilme oyununda çuvalladım geçen. bayağı az takip eder olmuşum. en ünlü yüzleri bile bilemedim. belki hırs yapıp gizli gizli yüz kişi kimdir videoları izlerim. hmmm.
*absürt kesitlere devam. "nazmiye bavulunu şoför seyite verdikten sonra göz göze gelip gülüşlerini süleyman fark etti ama sesini çıkarmadı. biraz sonra kokusu çıkar nasılsa, diye düşündü. sonunda iki üç günlüğüne de olsa köye uğrayabileceği için mutluydu süleyman. tüm stresini attığı elma ağacına tırmanamayacaktı göbekten dolayı ama çevresinde olmak bile ona huzur veriyordu. Seyit ısparta çıkışını kaçırınca Süleyman şaşırdı. Nazmiye koparak gülüyor, seyit ise süleymanın hışmından korktuğu için bıyık altından da olsa gülümsememeye çalışıyordu. süleyman meraktan çatlamadan nazmiye konuştu. ısparta da ısparta, ne köy sevgiymiş yahu. sakın seyite kızma, bu sefer benim dediğim yere gidiyoruz. süleyman ağzını açacak oldu kapattı, açacak oldu kapattı. sonunda seyite çek benzinliğe de tuvalete gideyim dedi. Allah'tan benzinlik yakındaydı, nefes alması için arabadan çıkması gerekiyordu."
*gibi gibi saçmalıklar.
*birçok şey saçma değil mi zaten?