beğenmediğim, daha doğrusu çok beğenmediğim bir kitabın övüldüğünü ve yazarının paylaştığını görünce istanbul eski belediye başkanı ali müfit gürtuna geldi aklıma. sonra da abdüllatif şener. sonra levent gültekin. en en son da ersan şen ama ondan emin değilim.
şimdi de nasreddin hoca geldi mesela. sonuçta samsa akşehirli olduğu için onun aklına ilk olarak hoca gelirdi ama ben akşehirli değilim. neden olayım?
ye kürküm ye. ye koltuğum ye. ye kanalım, partim, yayınevim ye. ve bunların gerçekten senin için olduğunu zannet. seni övüyorlar san. ve sen tut parti kur. cb adayı ol ya da başka bir şeye kalkış. sonra hop fetret devri ve düyunu umumiye.
benim kitabı da öyle beğendiğini söyleyenler vardır illa ki. ben hepsini gerçek sanıyorum ama sol üst lobumdaki temporal bilmemneler bunun doğru olmadığını söylüyor. inşallah ilerde amüfitgürtuna gibi parti kurmaya kalkmam. cebimdeki paradan da olurum sonra.
ben ne kadar dürüstüm onu bilmiyorum ama dürüst olmayan insanları görmek canımı çok sıkıyor. belki bu da benim ikiyüzlülüğümdür.
İlk okuduğumda beğenmediğimi düşündüğüm Alıklar Birliği'nin -wait for it- protagonisti Ignatius Reilly var bir de zaman zaman aklıma düşen. Birçok insanın içinde bir yerde bir Ignatius olduğunu ve herkesin alimüfitgürtuna sendromuna yakalanma potansiyeli olduğunu düşünüyorum.
evlerden ırak, Allah esirgesin. Amin.
zaman zaman düşünüyorum. bir işe yaramıyor.
Nuriyle konuştum bugün, balık tutmanın ve yaptığımız bazı şeylerin ne kadar güzel olduğundan bahsedip şükrettik. samsa gitmeseydi yani olm gitmeseydin daha çok balık tutardık. mesela üç tane.
neyse.
neyse ne.
şükür.