18 Şubat 2023 Cumartesi

yazı no:5 zelzele

 samsa yazmayınca ben yazmalı mıyım?

Ben, yazmalı mıyım?

Evet.  Yazmalıyım. Yazmalıyız. Konuşmalıyız, aramalıyız. Ülkede deprem olmuş kırk binden fazla, muhtemelen yüz bini geçecek kişi ölmüş, biz yine de yazmalıyız. Kafamızı ne için boşalttığımızın önemi yok, boşaltmalıyız. Yazdığımın hikaye olmasına gerek yok bir şeyler yazmalıyım. geçenlerde öğrenmiştim. grafomaniymiş sanırım. yazmasan yaşayamazdım gibi bir şey. bende öyle bir şey olduğunu sanmıyorum. yazmasaydım çatır çatır yaşardım kurgu güzel ama en nihayetinde kurgu. anlamlandırmasam da geleceğe kalmak da güzel ama onu gelecek bilecek, ben bilmeyeceğim. yoksa bilecek miyim?  o riski almaya değer mi? dümdüz yaşamalı mı yoksa? bugün halille konuştuk maneviyatın eksikliğini. sonra maneviyatın illa dini algılanmamasını gerektiğini dokunamadığımız bütün ihtiyaçlarımız olduğunu konuştuk. konuştuk bir şeyler. 

konuştuğunu dinleyen birisinin olması güzel. konuşan adam samimiyse onu dinlemeyi her türlü severim zaten. yoksa geçmişten bu yana sinsi bir hikayeci miyim? o bir şey desin öbürü başka bir şey ve bunları dönüştürüp kendi hikayemi yazayım. O kadar sinsi olduğumu zannetmiyorum. ama dinlemeyi seviyorum, sanırım. yoksa dinlerken anlatmaya güç bulamadığımdan mı bişliyorum. ülkede belki yüz elli bin kişi ölmüş bern bir şeyler düşünüyorum.önemi önemlli değil. düşünüyorum ve bunu yapmam gerektiğini düşünüyorum. ölenlere üzülüyor ve düşünüyorum. ölmediğim, arkadaşlarım ve yakinen sevdikleri ölmediği için seviniyorum. ölü olan 140k kişiden  112binini seveceklerini varsayıyorum ama 1120000in ancak 30unu tanıdıklarını ve bir kısmının öldüğünü düşünüyorum. ölüme rağmen dikj durmanın zorunluluk olduğunu zaten nefes almamızın anlamının bu olduğunu düşünüyorum. deprem bu hesaplamayı daha hızlı yapmamızı sağlıyor. yazmak ahlaksızlık, yazmamak ahlaksızılık. ahlak nedir?

şarkı eklemiyorum. 

peki başlık içim meden deprem yerine zelzele yazdım deyip gülümsüyor ve insanlıktan çıkıyorum. hangi forma girdiğimi bilmiyorum..

Share:

2 Şubat 2023 Perşembe

Yazı No: 4 - İndim Havuz Başına

 İnsan yazmayı unutur mu? Samsanın lise yıllığı gibi yazıya girişmesi bunun en kesin ve net ispatıdır. Ama sorsan haklıdır Samsa. Yorgundur, defne uyuyamamıştır, İsveç'e kar yağmamıştır, güneş doğudan yükselmemiştir, bir şey kesin olmuştur. Yoksa en iyisini yaparız. Sen, ben, hepimiz. 

Siz tek, ben hepimiz. Olaya geliniz sayın okur. Ne kadar felsefi bir cümle kurdum bir anda. Siz tek, yani toplum birbirinin içine girdikçe hepsi birbirinin kopyası tek bir gulyabaniye dönüşüyor, ben ise bu gulyabaniye rağmen hepimizdeki kitleyi etkilemeyen ufak şeyleri bulmaya çalışıyorum. Vay arkadaş. Öyle bir toplum, öyle bir ben, öyle bir samsa.

Yeniden blog yazdığımız için mutluyum. hayat kısa, kuşlar uçuyor, çocuklar doğuyor, büyüyor, uyuyor, kabus görüyor ve blog yazsısı yazmaktan alıkoyuyor, öbür tarafta kitaplar çıkıyor, hikayeler yazılıyor, bebekler doğuyor, büyükler sayı doğrusunun herhangi bir yerinde ölüyor. fikirlerimizi geliştirmeye çalışıyoruz, bazılarına sıkı sıkıya sarılmaya çalışıyoruz ama ileri de gidelim diyoruz, hatalar yapıp onlardan ders almaya çalışırken alınan dersin yanlış anlaşılıp bizi daha boktan bir şeye dönüştürmesinden korkuyoruz.

Bir şeyler oluyor. Çay içiyoruz, kahve içiyoruz, hiç bir şey içmiyoruz ve bir şeyler oluyor.

Varsın olsun. Var olalım olsun. Varalım olsun. Gibi bir şey.

Videoda adam haydegger diyor. ben yazımda samsa diyorum. aslolan eser diyor. aslolan isveçte kar var mı ve İstanbul'a kar ne zaman gelecek mi diye düşünüyorum. haydegger demeyi liktenştaynı bilerek karın ne zaman yağacağını önemsemek isterdim ama sanırım ya haydeggeri bodriyarı düşünürsün ya crop giyen kızların soğuk havayla ne kadar inatlaşacaklarını, demirspor maçında iptal edilen golü veya metrobüste oturup oturamayacağını düşünürsün gibi geliyor. Gelsin.

Şarkı dinleyelim.

Mustafa Keserin zamanında bizim işyerine geldiğini anlatmadım değil mi? Arifle görüşmüş. O zaman ben ikitellideymişim. çay içip gitmiş. Böyle şeyler olsun hayatımızda. 

Share:

1 Şubat 2023 Çarşamba

"Yazı No: 3" yahut "Koydum çay suyunu ocağa geçtim klavyenin başına"

Nereye evrilir bu blog bilinmez. Nihayetinde approved bir hikayetörle ilk defa aşık atacağız burada. Bakalım neler olacak. Ama öyle işte, yıllarca her türlü vefasızlığımı, hayırsızlığımı, vurdumduymazlığımı çekmiştir Hüseyin. Dosttur, candır.

Yıllar geçmiş, insan dönüp bir arkasına bakıyor, muhakeme ediyor. Peki ya ben, ben ne mi yapıyorum? Ben insan değil miyim? Biraz ben de insanım, ama işte her insan farklı, penceresi farklı, süzgeci farklı, hayattan beklentisi farklı, kiminin aynı hayattan beklentisi 20'sinde de 30'unda da 40'ında da, kiminin farklı, kiminin beklentisi sandığı, sandığını beklediği, beklediğini beklemediği, beklemediğini bulduğu. (Arada kısa bir kabus görmüş çocuğu uykuya tekrar uğurlama molası oldu sayın okurlar, çay halen içilebilecek sıcaklıkta). Ne diyorduk, buralardan, bu konulardan yürünecek çok şey var, insanın hayatla kendisiyle imtihanları gibi, kendiyle çekişmesi, belki kendisini beğenmesindendir, kasabın sevdiği postu yerden yere vurmasıdır belki. Tanrı kompleksidir belki "öyle kolay kendisi söylemesi kurtulması öyle kolay / kolaylığından sıkılıyorum / kurtulmak elimden gelmiyor" dediği üstadın, veya "Öyle kolaysa gel başımdan / kaldır at sevdanı / dertli sazdım boşa çalınmazdım / çaldığın reva mı?" dediği öbürsü üstadın kimbilir nedir. Geçelim bunları efendim. İlk yazı olsun diyelim, blogumuz şen olsun!

Güzel şarkılar eklenmeye başlamış taze bloga, ne güzel şarkısın sen Akın Rebeka başgan! Son iki yıldır en çok Hedonutopia dinlemişim, ilk bu şarkı çalındı kulağıma rastgele bir gün, dedim bu ne, dedim kimdir bu, dedim bu nasıl olabiliyor. O gün bugündür öyle.

Share:

Yazı No: 2

 Samsaya yolladığım davetiyenin süresi dolmuş. Yani ekspire etmiş. Ama tekrar yollayabilirim ve yenisini yolladım. Aynı davetten iki kere geçilmez diyor blogger. Samsa yazsın bu bloga. Ben de yazayım. Çamlıca kulesine çıkarken asansörde ulan aslında yükseklik korkusu korkutucu olabilirmiş hakkaten diye düşündüğümü yazayım. Belki başka şeyler de.

Samsa yeni davet istemişken şu şarkının çalması da tesadüf olsun başkası tevafuk desin.

Share: