27 Ağustos 2024 Salı

yazı no: 26 iki günde bir

*blog yazmayı iki güne bir şeklinde sistematik hale getirmek iyi bir fikir mi? bir fikir. bir şey. iyi çok göreceli bir şey ve bir çok değişkene bağlı. bilmediklerin de dahil. kötü de öyle aslında. tanımlamak ve tasnif iyi olabilir. olmayabilir de. 
*özbekistanda uluslararası şark teraneleri festivali varmış. teranenin kökenine ya da özbekçe de anlamına bakabilirim ama bakmıyorum. saçmalık değil belli ki. şarkı olabilir. şov olabilir. olabilir. şark teraneleri, garp teraneleri. sonuna kumpanya eklersen kulağa hoş gelen bir isim olabilir. ilk akla gelen soundu güzel demek olabilir bazı kişiler için. belki benim için de. yanlış. gelmesin. 
roman mı yazıyorum novella mı bilmiyorum ama durmadan yazmak sıkıcı geliyor. her oturuşta bir iki paragraf ekleyebildiğim için bu züppeliğe kapılmış da olabilirim. sonunda ortaya çıkacak şeyi kesin beğenecekler diye içten içe umduğum için de. beğenilmeme ihtimali de aslında hayli yüksek. belki de yazarken de olsa filmin olması gerekn ama sıkıcı olan kısmında olduğum için de böyle düşünüyor olabilirim. hepsi olası. 
*adamlar sakalı şerife ekspertiz yapıyormuş. tüm dünyada sakalı şerif olarak sergilenen ya da muhafaza edilen tellere dna testi yapılsa kaç farklı kişinin dna sı çıkardı acaba? galiba belçikada bir kilisenin adı da holy blood gibi bir şeydi. orda da hz isanın kanının olduğuna inanılan bir şişe vardı. yine googlea yazsam birden fazla böyle kilise çıkar sanki. bunnlarda da kaç farklı kişi dnası çıkar, bu da merak sebebi. 
daldan dala atlayarak ilginç şeyler okumak güzel, bazıları yer ediyor ama aslında tekrar tekrar benzer şeyler okunmadığı için tam yer eden şey sayısı çok az. ben sadece havalı şeyleri hatırlıyorum diye artistlik yapabilirim ama ondan da emin değilim. upuzmanlara imrensem de o kadar derinlemesine inceleyeceğim bir konu çıkar mı karşıma bilmiyorum. 
*yarın kozytağı ya da bostancı civarında fatihle firma ziyaretleriyapacağız. bakış açısını değiştireyim demek kolay. birkaç kez o doğrultuda rahat davranmak da ama süreklilik için hikayene kendin inanmalısın. insanın kendisine bile hikaye anlatmak durumunda olması ve hikayenin ikna edici olması gerekliliği enteresan. 
*youtubeda süper, en azından bana göre süper ud çalan bir çocuk var. sövüp kıskanmakla videolarını tekrar tekrar izleyip bazı ritmler bir şeyler kapma isteği birbiriyle mücadele halinde. 
*absürt ya da çok üzerinde düşünülmeyen kesitlere devam "ekrem uzun zaman sonra eve erken gelerek sürpriz yapmak istediği o akşam zile ne kadar bastıysa da cevap alamayınca sinirlendi. anahtarı yanına da almamıştı ki aksi gibi.dileki arayıp nerdesun yahu dediğinde karısı gayet rahat e dün dedim ya tiyatroya gideceğim diye sen beni zaten hiç dinlemiyorsun dediğinde bi de azar işitti. ikinci perde tam başşlamak üzere olduğu için alaleacele oğlanı ara deyip karısına optum dediyse de telefon çoktan kapanmıştı. yorgun ve sinirli olduğunda konuşması trabzonlu olduğunu daha çok belli ediyordu. optum ne ula deyip öptüm diye kendini düzelttikten sonra oğlum selimi bulup aradı. lakin yorgunluktan unuttuğu şey selimin amerikada olduğu ve fosur fosur uyuduğuydu. uykusundan uyandırılmasına kızan oğlandan da paparayı yeyince oğlum semihi bulup ara tuşuna bastuysa da ulaşamadı. kalemi arasa rezil olacaktı. komşusunun zilini çaldı siyasetçi kimliğiyle, başkan olduk diye sizi unutmadık ya dedi komşuya. kalemin altı aydır onları oyaladığından habersiz. 
*böyle.
Share:

25 Ağustos 2024 Pazar

yazı no:25 boğazda yüzmek

*bebekte çevrili bir alanda yüzmek boğazda yüzmek midir? cevap veriyorum evet. mertin bundan haberdar olup hadi gidelim demesi iyi midir. bu da evet. haber vermeliyiz arkadaşlarımıza. 
*udun fa telinin yuvasından çıkması iyi midir? hayır? yine mertin sen takarsın ya demesinin üzerine takabilmem? evet bu da iyidir. arkadaşlara yaparsın demek lazım. 
*roman yazmaya çalışırken bir bölümün bitmesi nasıl bir duygudur? güzel. ikinci üçüncü dördüncü bölümleri de bitirmek lazım. bazı şeyleri tek başına yapman gerekir. ya da yapmaları. ama yine de aslan kaplan ritüeli işe yarayabilir. 
*koşuda 10 kilometreyi bir saatin altına indirmek kolay mı? artık kolay olduğunu düşünüyorum. yarış esnasında yarışmadığını ve 1500 kişi arasında 586. olacağını bilsen b,ile çevrende koşan adamlar olması seni hızlandırıyor. koşan adamlarla yürü. ilk yarışın 15kilometre olmasını ise bir başka sefer düşün. 
*the bear izliyorum. michelin yıldızlı adamın restoran hikayesi. o kadar gerilime gerek var mı? michelin yıldızlı restoranların çalışma sistemini gösteriyor. back corner ve every second matters. mükemmel yemek için saat gibi işleyen her çarkın insan olduğu bir fabrika. ne kadar ürkütücü ama kimse bunu düşünmüyor giib. charlie chaplin filminin vücut bulmuş hali sanıırm. modern timesı da tam izlemedim. izlemek lazım bir ara. 
*mertle en sevdiğin yazar damlayla en sevdiğin yemek muhabbeti açıldı. ikisine de net bir cevabım olmadığını düşündüm. en sevdiğim x konusunda da net bir cevabımın olmadığını fark ettim. yoksa ben zurna mıyım? 
*bir önceki yazıdaki absürt hikayelere bir yenisi şöyle olabilir "necdet bey yazdığı hikayeyi semra hanıma gösterdiğinde semra hanım kocaman bir kahkaha patlattı. ilahi necdet dedi, nereden buluyorsun bu esprileri. sadece ikisinin bildiği bir şeydi bu. necdet beyin yazdığı skeçler ya da hikayeler televizyona yansısa, ismi yer almasa bile çok komik olacak ve insanlar yeni bir burak aksak çıktı diye hızla benimseyecekti. ama mütekait necdet bey bunu düşünüp üzülmek yerine boşver semra dedi, biliyorsun benim de stresle başa çıkma yolum bu. beğendiysen daktiloya çekeyim de kaldıralım dosyaya. semra baktı, gençken ne kadar çekici gelirdi necdetin daktilosu diye düşündü. şimdi ise sadece bilgisayarı reddeden bir aksi adam. ama olsun komik yine de dedi kendine. tamam diye cevap verdi, şu çiçekleir suladıktan sonra bakarım. 
*ağustosun bitmesine de az kaldı. eylülde palamuta çıkabilecek miyiz? 
*böyle.
Share:

23 Ağustos 2024 Cuma

yazı no:24 yazmak üzerine

*hep yazmak üzerine yazmak kadar saçma bir şey yok ama kronostan bu yana dilde olan bir şey. 
*samsa doğal olarak bu bloga hiçbir şey yazmadı. saygı duymuyorum ama bir şey de yapmıyorum. Olur öyle. 
*edebiyat hayatın neresinde olmalı kafam karışık sanırım. bir gün durmadan yazmak isterken öbür gün ne faydası var diyorum. 
*işletme ziyaretlerini gözlem vs için bir fırsat olarak düşünmeye karar verdim. düşünecek miyim bilmiyorum. zihni bükmek hem çok kolay hem çok zor. 
*bir novella üstünde çalışıyorum şu anda. bu cümle çok havalı ama ince işçilik yapmak istememek, aman işte seyahat etmiş, geri gelmiş yeter demek omuzlarımdan birindeki şeytanın habire verdiği vesvese. tıngır mıngır yazacak gibiyim. bakalım. şu anda yazsam sosyal medya yaftalarına takılacağım bir şekilde yazıyorum. 
*eylemlerin sonsuzluğu ve eylemsizliğin sıkıcılığı bize hareketi emretse de tıkanıp kalmak fena. ağlaya ağlaya yük çeken eşek gibiyim bazen. arada rüzgar öyle güzel vuruyor ki o anlar için eşek olmak güzel geliyor. 
*bloga biraz daha sık yazıp sosyal medyada paylaşmamayı düşünüyorum ama belli olmaz. nefsime yenik düşüp paylaşabilirim. edebiyat tarihçisinin arayıp bulacağı bir kişi olma ihtimali çok düşük ve yazdıklarımı zaten düşünüyorum. ama kurgu dışı yazmak da önemli. en iyisi yazayım. 
*cüneyt inayın süper kahraman öykülerini okudum. mükemmel. absürt. mükemmel absürt. bir şeyi yazmak için neden olmasın demek yeterli. süpermenin adanada ne işi var ya da erdoğan metrobüse niye binsin dersen yazamazsın. 
* erdoğan metrobüse geldiğinde kartında sadece 33,28 kaldığının farkında dedğildi. aslında sadece çağlayana gidecekti ve bu 25,33 olduğu için önemli olmamalıydı. Fakaaattt! İlk binişte beylikdüzüne gidecek gibi 42,39 çektiğinin bilmeyen erdoğan bir anda dat dat öten turnike yüzünden rezil oldu. hemen yanındaki bilale kim bu rezilliğin sorumlusu dedi. bilal kızararak ekrem telefonlarımı açmıyor, açsa hemen çözerdim muhterem dedi. 
*mesela. yazdım oldu. 
* rizelilerin komar yaprağı gibi diye bir deyişi olduğunu öğrendim. bol keseden gibi sanırım, kat kat kağıt gibi. birkaç kişiden teyidini almam lazım. 
*çok dil öğrenmek güzel ama zor. her şeyin çoğu zor. 
* birçok şey hem zor hem kolay. 
*hayırlısı.
Share: