*blog yazmayı iki güne bir şeklinde sistematik hale getirmek iyi bir fikir mi? bir fikir. bir şey. iyi çok göreceli bir şey ve bir çok değişkene bağlı. bilmediklerin de dahil. kötü de öyle aslında. tanımlamak ve tasnif iyi olabilir. olmayabilir de.
*özbekistanda uluslararası şark teraneleri festivali varmış. teranenin kökenine ya da özbekçe de anlamına bakabilirim ama bakmıyorum. saçmalık değil belli ki. şarkı olabilir. şov olabilir. olabilir. şark teraneleri, garp teraneleri. sonuna kumpanya eklersen kulağa hoş gelen bir isim olabilir. ilk akla gelen soundu güzel demek olabilir bazı kişiler için. belki benim için de. yanlış. gelmesin.
roman mı yazıyorum novella mı bilmiyorum ama durmadan yazmak sıkıcı geliyor. her oturuşta bir iki paragraf ekleyebildiğim için bu züppeliğe kapılmış da olabilirim. sonunda ortaya çıkacak şeyi kesin beğenecekler diye içten içe umduğum için de. beğenilmeme ihtimali de aslında hayli yüksek. belki de yazarken de olsa filmin olması gerekn ama sıkıcı olan kısmında olduğum için de böyle düşünüyor olabilirim. hepsi olası.
*adamlar sakalı şerife ekspertiz yapıyormuş. tüm dünyada sakalı şerif olarak sergilenen ya da muhafaza edilen tellere dna testi yapılsa kaç farklı kişinin dna sı çıkardı acaba? galiba belçikada bir kilisenin adı da holy blood gibi bir şeydi. orda da hz isanın kanının olduğuna inanılan bir şişe vardı. yine googlea yazsam birden fazla böyle kilise çıkar sanki. bunnlarda da kaç farklı kişi dnası çıkar, bu da merak sebebi.
daldan dala atlayarak ilginç şeyler okumak güzel, bazıları yer ediyor ama aslında tekrar tekrar benzer şeyler okunmadığı için tam yer eden şey sayısı çok az. ben sadece havalı şeyleri hatırlıyorum diye artistlik yapabilirim ama ondan da emin değilim. upuzmanlara imrensem de o kadar derinlemesine inceleyeceğim bir konu çıkar mı karşıma bilmiyorum.
*yarın kozytağı ya da bostancı civarında fatihle firma ziyaretleriyapacağız. bakış açısını değiştireyim demek kolay. birkaç kez o doğrultuda rahat davranmak da ama süreklilik için hikayene kendin inanmalısın. insanın kendisine bile hikaye anlatmak durumunda olması ve hikayenin ikna edici olması gerekliliği enteresan.
*youtubeda süper, en azından bana göre süper ud çalan bir çocuk var. sövüp kıskanmakla videolarını tekrar tekrar izleyip bazı ritmler bir şeyler kapma isteği birbiriyle mücadele halinde.
*absürt ya da çok üzerinde düşünülmeyen kesitlere devam "ekrem uzun zaman sonra eve erken gelerek sürpriz yapmak istediği o akşam zile ne kadar bastıysa da cevap alamayınca sinirlendi. anahtarı yanına da almamıştı ki aksi gibi.dileki arayıp nerdesun yahu dediğinde karısı gayet rahat e dün dedim ya tiyatroya gideceğim diye sen beni zaten hiç dinlemiyorsun dediğinde bi de azar işitti. ikinci perde tam başşlamak üzere olduğu için alaleacele oğlanı ara deyip karısına optum dediyse de telefon çoktan kapanmıştı. yorgun ve sinirli olduğunda konuşması trabzonlu olduğunu daha çok belli ediyordu. optum ne ula deyip öptüm diye kendini düzelttikten sonra oğlum selimi bulup aradı. lakin yorgunluktan unuttuğu şey selimin amerikada olduğu ve fosur fosur uyuduğuydu. uykusundan uyandırılmasına kızan oğlandan da paparayı yeyince oğlum semihi bulup ara tuşuna bastuysa da ulaşamadı. kalemi arasa rezil olacaktı. komşusunun zilini çaldı siyasetçi kimliğiyle, başkan olduk diye sizi unutmadık ya dedi komşuya. kalemin altı aydır onları oyaladığından habersiz.
*böyle.